ROMAN DÜNYA KLASİKLERİ TARİH KİŞİSEL GELİŞİM
















    Yazar: Jules Verne
    Yayınlanma Tarihi: 1870
    Yayınevi: İş Bankası
    
    
Jules Verne'in 1870 yılında yayımlanan klasik bilimkurgusu Denizler Altında Yirmi Bin Fersah, 
denizlerin kahramanı olan bir roman karakterine sahiptir. Yazar dostu George Sand'ın mektubu,
Verne'i bu eseri yazmaya teşvik etmiş ve edebiyatın en unutulmaz isyankarlarından Kaptan Nemo'yu
yaratmaya ilham vermiştir.George Sand, mektubunda "Bizi yakın zamanda okyanusun derinliklerine
götüreceğinizi umut ediyorum" diyerek Verne'den bilimsel öngörülerini ve hayal gücünü kullanarak 
karakterlerinin dalış giysileriyle dolaştığı bir yolculuk hikayesi yaratmasını beklemiştir.

 1866 yılında, dünya denizlerinde çeşitli gemiler tarafından gözlemlenen bir
 deniz canavarı keşfedilir.Bu devasa deniz hayvanı, bazı gemilerin kaybolmasından
 ve deniz kazalarından sorumlu tutulan ve "bir balinadan çok daha büyük ve hızlı"
 olarak tanımlanan bir varlık olmuştur.Bu olay, bilim dünyasında hararetli tartışmalara
 yol açmıştır. Bunun üzerine, Birleşik Devletler Abraham Lincoln adlı fırkateyni
 canavarın peşine düşmek için bir sefer hazırlamıştır.Paris Doğa Tarihi Müzesi'nden
 Profesör Aronnax,sadık hizmetkârı Conseil ve Kanadalı zıpkıncı Ned Land de bu sefere
 katılmıştır.Ancak Kaptan Nemo'nun gizemli eline düşmeleriyle birlikte olağanüstü
  maceralar onları beklemektedir..













    Yazar: Namık Kemal
    Yayınlanma Tarihi: 1876
    Yayınevi: İş Bankası


 Romanın ana karakterlerinden biri olan Ali Bey zengin bir ailenin 26 yaşındaki tek oğludur. 
 Ali Bey iyi okullarda eğitim görmüş, birkaç dil birden öğrenmiştir. Ali Bey babasını
 yirmili yaşlarında kaybettikten sonra daha rahat ve keyifli bir yaşam sürmeye başlar.
 Bir gezintiye çıktığı sırada Mahpeyker isimli hafifmeşrep bir kadınla tanışır. Mahpeyker
 Abdullah Efendi diye bilinen bir adamla dost hayatı yaşamaktadır.Ali Bey’in Maypeyker ile 
 olan ilişkisini öğrenen annesi oğlunu vazgeçirmek için Dilaşup isimli bir cariyeyi eve getirir
 ancak başarılı olamaz. Mahpeyker bir gece ortadan kaybolur ve Ali Bey onu hiçbir yerde bulamaz.
 Sabah döndüğünde ise Mahpeyker’in Abdullah Efendi ile görüşmeye gittiğini öğrenir ve ondan ayrılır.
 Ali Bey daha sonra cariye Dilaşup ile ilgilenmeye başlar. Ancak Mahpeyker ve Abdullah Bey Ali Bey’i
 Dilaşup’tan ayırmak için ellerinden geleni yaparlar. Abdullah Efendi ve Maypeyker’in Dilaşup 
 hakkında oyunlar çevirmeye başlarlar. Ali Bey’in tanımadığı erkekler Dilaşup hakkında ileri geri
 konuşmaya başlarlar. Ali bey bunun üzerine Dilaşup’u döver ve esir olarak birine satar. 
 Dilaşup’u esirciden Mahpeyker alır. Ali Bey zaman içerisinde tüm mal varlığını ve annesini kaybeder.
 Ali Bey’i öldürmek isteyen Mahpeyker bir plan yapar ve bu planı Dilaşup öğrenip Ali Bey’e 
 haber verir. Ali Bey artık yaptığıseçimlerle geri dönüşü olmayan bir yola girmiş bulunmaktadır.





















    Yazar: Mihail Bulgakov
    Yayınlanma Tarihi: 1925
    Yayınevi: İş Bankası

    
    
Profesör Flip Filipoviç, klasik bir burjuva yaşantısına sahiptir 
ve restorant çıkışında rastladığı bir sokak köpeğini küçük sucuk parçalarından
 vererek kendine alıştırır ve evine götürür. Bu olaylar yaşanırken yazar köpeğin
ağzından cümlelerle köpeğin Filipoviç ile ilgili düşüncelerini de okuyucuya anlatmaktadır.
Filipoviç eve getirdiği köpeğe yardımcısı Zina ile birlikte yemek verir, sokakta aldığı 
yaraları tedavi eder ve köpeğe çok iyi bakar. Şarik adı verilen köpek için adeta kötü
 günler sona ermiş ve harika bir yaşantı başlamıştır. Şarik Profesöre tıpkı bir ilah gibi
tapmaya başlamıştır.

Bir süre sonra hayat Şarik’in düşündüğü gibi devam etmemeye başlamış ve Profesör Şarik’i
ameliyat masasına yatırmıştır. Uzun zamandır çalıştığı bir deneyi Şarik üzerinde uygulamaya
karar veren Flipoviç, Şarik’in beynindeki hipofiz bezleri ile yakın zamanda ölen bir suçlunun
hipofiz bezlerini değiştirmiştir. Ameliyat sonra kalbi duran ve öleceği zannedilen Şarik kendine
gelmeye başlamış ve bu kendine geliş, Şarik’in insana dönüşme sürecinin de başlangıcı olmuştur.
Şarik zaman içerisinde iki ayağı üzerinde durmaya başlamış, konuşma becerisi gelişmiş ve vücudu 
her anlamda bir insana benzemeye başlamıştır.

 Şarik bu süreçte kaba, saygısız davranışları ve ağzından düşürmediği kötü sözlerle profesörde tam
bir hayal kırıklığına neden olmuştur. Günden güne kontrolden çıkmaya başlayan Şarik’i 
profesör çaresiz kalmış ve tekrar eski haline döndürmek mecburiyetinde kalmıştır. Bu aşamada 
profesör kendi içerisinde çeşitli gerilimler de yaşamıştır











    Yazar: William Golding
    Yayınlanma Tarihi: 1954
    Yayınevi: İş Bankası

Issız bir adaya düşen ve sayıları kitapta tam olarak belirtilmeyen bir grup çocuk,
hayatta kalmak için kendi aralarında güçlenirler. İş bölümü ve uyum sorunu üzerinde
kendi aralarında anlaşırlar. Bu arada adanın diğer bölgelerinden çocuklar bu gruba 
katıldıklarında yönetim ihtiyacı doğar. Lider seçerken kaosa çözüm bulurlar. Sonunda 
liderleri olarak Ralph’ı seçerler. ‘Domuzcuk’ lakaplı çocuk, bulduğu deniz kabuğuyla 
dikkatleri üzerine çeker, ancak lider bu kabuğa yakalandığında üzerindeki tüm dikkat 
hemen dağılıyor. Ancak Katolik lisesi öğrenci grubunda deniz kenarındaki gruba yaklaşır ve 
bu gruba katılırlar. Liderlik ciddi bir sorun haline gelir. Bir çare olarak, liderliği 
bölünmede bulurlar. Katolik okulunun müdürü Jack’e av ve tınmanlar da iyi oldukları için o 
alan verilir. Domuzcuk’a çocuklara (küçüklere) bakma görevi verirler. Beslemeye, barınak 
düzenlemeye, korumaya ve kurtarmaya öncelik verirler. Kaçmak için dağın tepesinde bir ateş 
yakmayı ve bunun sorumluluğunu avcı Jack’e kabul ettirmeyi planlıyorlar. Sonuçta, avlanırken 
ateşe de bakabileceği konusunda yaygın bir fikir var. Yemek ve uyumakla ilgili konularda sahilde 
kalan gruba düşer. Yangının nöbetinin kesintiye uğradığı bir anda gemi adanın yanından geçer ve
yangın söndürüldüğü için adadaki insanları göremezler. Sonunda zincirler kırılır ve adadaki 
çocuklar iki gruba ayrılır. Bir yanda Ralph, diğer yanda Katolik okulunun başındaki Jack’tur.
Jack ve grubundaki çocuklar dağa çıkarlar ve Ralph ile Ralph’ın çocuklarına düşmanca davranırlar.
Her iki tarafın da bazı eksiklikleri var. Bunları tamamlamak için karşılıklı karşılaşmalar 
var ama bu karşılaşmalar da sonuçsuz. Simon’ın bir gece ormanda dolaşırken gördüğü canavar 
(paraşütçü) sahile kaçmasına izin verir. O sırada sahilde olan ve canavara çözüm arayan Jack 
ve Ralph’ın grubu, Simon’ı gördüklerinde, onu bir canavarla karıştırıp karanlığın etkisiyle 
linç ederler. İki grup Simon’ı öldürdüklerini anlayınca tekrar ayrılırlar.Yeniden barışmaya 
çalışan Ralph ve Domuzcuk, dağdaki şatoda kalan Jack ve grubuna giderler. Domuzcuk, Roger’ın
tepeden yuvarladığı ve denizdeki kayalara çarptığı kayayla uçurumdan düşer ve ölür. Ralph, 
çalıların arasında saklanarak kaçar. Jack ve grubu, Ralph’ı öldürmek için tekrar arama yapar
ve bu esnada tüm adayı ateşe verirler. Bu ateşi gören bir gemi adaya yaklaşır ve çocukları
    kurtarır.

















    Yazar: Fyodor Dostoyevski 
    Yayınlanma Tarihi: 1866
    Yayınevi: İş Bankası

        
Romanovich fakir bir genç adamdır, Petesburg Üniversitesi’nde hukuk 
eğitimini yarıda bırakır. Aklı, Batı’dan gelen politik ve felsefi 
düşüncelerle karışıktır. Nefret edilen kötü bir tefeciyi öldürecek. 
Böylelikle mali sorunlarını çözerken, diğer yandan dünya kötü ve zararlı 
biri temizlenecektir. Raskolnikov, daha yüksek bir amaca hizmet eden bir 
cinayetin kabul edilebilir olduğuna inanıyor. Pek çok hesap, kitabtan sonra 
harekete geçer ve kadının evine giderken onu baltayla acımasızca öldürür. 
O anda Raskolnikov, Alonia ile yaşayan ve zarar vermeyen üvey anne beklenmedik 
bir şekilde geldiği için onu öldürmek zorunda kalır. Müşteriler tarafından birkaç 
manzara süslemesini alır ve kimselere görünmeden ayrılır. Raskolnikov, kimsenin 
onu görmediğini bilmesine rağmen son derece endişelidir. Kaygısı da ailesi ve 
yakın çevresinden etkilenir. Raskolnikov’un hayatında üç kadın var. Bunlardan 
ilki, annesi sevgi dolu bir kadındır. Hayatındaki ikinci kadın kız kardeşi 
Dounia’dır. Hayatındaki üçüncü kadın, Marmeladov adlı işsiz bir memurun kızı 
Sonia’dır. Raskolnikov zaman zaman onunla görüşüp arkadaş olmuştur. Sonia’nın 
ailesi, babasının sarhoşluğu nedeniyle çok fakirdir. Sonia, ailesine bakmak için 
kötü yollara düşmüştür. Raskolnikov, öldürdüğü kadının evinden aldığı diğer 
kanıtları saklayana kadar delidir. Ödenmemiş bir kredi için karakola çağrıldığında, 
polisin yanında bayılır. Hasta günlerce yalan söyler. “Katili cinayet mahalline 
iade etme” kuralına göre yakalanmak ve rahatlamak ve arınmak isteyen genç, öldürdüğü 
tefecinin evine gelir. Komiserle tanışır ve davranışına dikkat çekerek soruşturmanın 
baş şüphelisi olur. Zeki bir adam olan Komiser Porfiry Petro vich, katilin Raskolnikov 
olduğunu düşünüyor. Raskolnikov, Sonia’ya suçunu ve sevgisini itiraf eder. Kötü yola 
düşmüş olmasına rağmen, Sonia sadık ve iyi kalpli bir kızdır. Ona acıyor ve polise 
itiraf etmesi ve bedelini ödemesi gerektiğini söylüyor. Sonunda vicdan azabı 
Raskolnikov’un suçunu itiraf etmesine neden olur, ve sibirya’ya sürgüne gönderilmiştir. 
Daha sonraları Sonia serbest bırakılmasını bekleyecek. Yine de Raskolnikov aşırı 
pişmanlık hissetmiyor. Ama Sonia sayesinde kendini dine adayacaktır.












    Yazar: Lev Tolstoy 
    Yayınlanma Tarihi: 1885
    Yayınevi: İş Bankası

 Simon adında bir ayakkabı tüccarının Kış gelmeden kürk almak için
köylülerden borçlarını toplamak üzere gezer, ancak köylülerde para 
olmadığı için bir türlü parayı denkleştiremez. Bunun üzerine elinde 
kalan parası ile bir meyhane girer ve bir şeyler içmeye başlar. 
Çıktığında klişenin önünde çıplak bir adama denk gelir. Michael adında 
bir adamdı bu. Adama dayanamayıp evine götürür yedirir, içirir ve hatta 
kendi yanına çırak olarak işe alır. Simon ve Michael beraber çalışmaya 
başlarlar. Bir gün dükkâna zengin bir adam gelip ayakkabı diktirmek ister. 
Michael adama bakıp gülümser, bu duruma şaşıran Simon, bir şey demez ama 
Michael ayakkabı yerine terlik dikince Simon dayanamaz kızar. Ama çok 
geçmeden zengin adamın yardımcısı dükkâna gelir ve zengin adamın öldüğünü 
ayakkabı yerine terlik dikilmesi gerektiğini söyler. Bu durum Simon’u çok 
şaşırtır. Başka bir gün, ikiz kızları olan bir kadın çocukları ile beraber 
Simon’un evine gelir. Ve kızları için ayakkabı diktirmek istedğini söyler. 
Bu durum karşısında Michael gülümser. Simon ve eşi yine bir şeyler 
olabileceğini düşünürken Michael Simon ve eşine aslında kendisinin melek 
olduğunu ve Tanrı tarafından cezalandırılıp dünyaya geldiğini söyler. Michael,
Simon’un eşinin kendisine duymuş olduğu merhamet, Dükkâna gelen zengin adamın
yanında duran ölüm meleğini görüp gülümsemesi ve ikiz kızları gördüğünde ise
tek başına yaşamayacağını anlamasından dersler çıkardığını ve gitmesi 
   gerektiğini söyler ve gider..















    Yazar: Charles Dickens 
    Yayınlanma Tarihi: 1861
    Yayınevi: İş Bankası

    
Hikâyenin kahramanı, Philip adında genç bir adam. Kız kardeşi ile
 fakir bir köyde yaşıyor. En çok sevdiği arkadaşı ablasının kocası 
 ve köyün demircisi Joe Gargery’dir. Pip’in hayatı bir gece ailesinin 
 mezarını ziyaret ettiğinde değişmeye başlar. Bir adam ormanda onunla 
 yüzleşir ve ona yiyecek getirmesini ister. Charles Dickens bu adamı korkunç 
 derecede görkemli ve çirkin bir adam olarak tasvir etmiştir. Bu adam bir süre 
 sonra romanda yeniden ortaya çıkacak ve bu sefer Pip’in hayatını değiştirecektir. 
 Görünüşe göre bu adam hapisten kaçmış biri. Adam Pip’ten yiyecek bir şeyler ister; 
 Pip adamdan o kadar korkar ki, talebini reddedemez. Ama döndüğünde orada başka bir 
 yabancı görür. İlk adamla kavga ederler. Diğer adam kavgadan sonra ortadan kaybolur. 
 Abel Magwitch; yani hapisten kaçan tutuklu kısa sürede yakalanır. Pip bu olayı çabucak 
 unutur. Bayan Havisham, evlatlık kızı Estella ile yaşayan yalnız bir kadındır. Pip’in 
 kız kardeşinden Pip’i eve göndermesini ister. Bayan Havisham, evlilik sırasında kocası 
 olacak olan adam tarafından reddedildi. Düğün gecesi sabahları yenilecek kahvaltı yıllardır 
 sofrada pasta ile durmaktadır. Pip, Bayan Havisham’ı ziyaret ettiğinde tuhaf davranışını 
 anlayamaz. Bayan Havisham, Pip’ten üvey kızıyla sık sık zaman geçirmesini ister. Estella’nın 
 soğuk ve kibirli tavrı Pip’i rahatsız eder; Ama Estella’ya kızmış olmasına rağmen, Pip ona 
 aşık olur. Pip çok hırslı biri olduğu için bir gün bu zavallı hayattan kaçacağını düşünür. 
 Bu arada Pip’e gizemli bir kişiye miras kalır. Pip, bu mirasın kendisine Bayan Havisham 
 tarafından verildiğini düşünür. Pip, Londra’da Herber Pocket adında bir adamla aynı odada 
 yaşıyor. Avukatı Bay Jaggers, ona kimin yardım ettiğini söylemez. Pip artık Londra’da 
 yaşayan bir beyfendidir. Bu hayata o kadar kapılmıştı ki, onu ziyarete gelen kız kardeşinin 
 iyi kalpli kocasını küçük düşürmüştür. Ama Joe gittikten sonra pişman olur. Ancak Joe, 
 yoksul hayatındaki en büyük destekçisidir. Londra’da Pip, varisinin bir zamanlar yardım 
 ettiği kaçan mahkum olduğunu öğrenir. Hayatının düğümleri çözülmeye başlıyor. Çocukluk 
 aşkı Estella da evlendi ve hatta kocasını kaybetmiştir. Ancak bu olaylardan kaçıp köyü 
 ziyarete geldiğinde Estella ile karşılaşır. Artık ayrılmaları için hiçbir sebep kalmamıştır.












    Yazar: Lev Tolstoy 
    Yayınlanma Tarihi: 1895
    Yayınevi: İş Bankası

Olay 1870 yılının kış mevsiminde geçmektedir. Yortu adını verdikleri
bir Hristiyan Bayramı kutlamasından hemen sonraki günler de, Kilise 
Yönetim başkanı olan ve aynı zamanda tüccarlık yapan Vasili Andreyiç 
Brehunov kiliseyi hiçbir şekilde bırakıp kendi işlerine bakamamaktadır. 
Konuklarını ağırladıktan sonra kendi işinin başına geçmeyi planlamaktadır. 
Nikita ise yaşamını uşaklık yaparak geçirmeye çalılan biridir. Oldukça yaşlı 
görünen bir köylü gibiydi. Ancak tercih edilmesinin bir sebebi bulunmaktaydı. 
Nikita hem çalışkan biridir hem de son derece sessiz bir yapıya sahiptir. 
İçkiyi ise uzun yıllar önce bırakmıştır. Nikita olabilecek en az ücretle dahi 
çalışmayı kabul etmektedir. Ancak eşi Mafra son derece becerikli bir kadındır. 
Mafra Nikita’nın çalıştığı tüm ücretleri almaktadır. Nikita’nın efendisi her 
zaman maddiyata önem vermektedir. Maddiyat uğruna birçok farklı adım atmaktadır. 
Yine bu sebepten uşağını da yanına alarak karlı ve fırtınalı bir günde yola 
çıkmıştır. Ancak gidecekleri yere varmadan durdukları bir köyde yanlış yola 
girdiklerini fark ederler. Isınmak ve dinlenmek için İsa adında bir köylü burada 
kalmalarını önerir.  Ancak efendi Vasili Andreyiç çok işlerinin olduğunu ve bu 
yüzden burada kalamayacaklarını söyler. Yola devam ettikleri sırada fırtına daha 
da çok artmaktadır. Artık yol izleri dahi hiçbir şekilde belli olmamaktadır. Yolda 
giderken tipinin de iyice artması ile yol tamamen görünmez bir hal almıştır. Nikita 
ve efendisi yolu bulmaları için kendilerini tamamı ile ata teslim etmişlerdir. 
Yola devam ederken bir eve denk gelirler. Kapısını çaldıklarına yaşlı bir adam ve 
genç biri kapıyı onlara açar. İçeri girip ısınmaya çalışırlar. Çay ve viskiler içilir 
ve ısındıktan hemen sonra kalkmaya arar verirler. Her ne kadar ev sahibi kalmaları 
konusunda ısrar etse de Nikita’nın efendisi onu dinlemez ve kalkmak konusunda nettir. 
Nikita yalnızca başkalarının isteklerine göre hareket etmeye alıştığından istese de 
istemese de efendisi ile gitmek zorunda kalır. Yolculuk yapmak için önlerindeki tek ve 
en büyük engel fırtınadır. Ancak Nikita’nın efendisi bu duruma neredeyse hiç aldırış 
etmemektedir. Devam ettikleri yolda at bir anda durur. İçgüdüsel bir tehlike olduğunu 
hissetmektedir. Nikita sorunun ne olduğuna bakmak için araçtan iner ancak uçurumdan 
aşağı düşer. Son derece uzun gayretler sonucunda düştüğü yerden çıkar. Vasili Andreyiç 
geri dönmeleri gerektiğini söyler ancak önlerinde bir uçurum olduğundan geri dönmeleri 
mümkün değildir. Geceyi durarak geçirmeye karar verirler. Vasili kalın kürkünün içerisinde 
pek üşümemektedir. Ancak kurt seslerinden korktuğundan uyuyamaz. Daha sonrasında ata 
biner ve oradan ayrılır. Nikita’yı hiç düşünmez.






















    Yazar: Halil İnancık
    Yayınlanma Tarihi: 2019
    Yayınevi: İş Bankası 

  
atih Sultan Mehmed üzerine yaptığı çalışmalarını 1950’lerde yayımlamaya başlayan 
Halil İnalcık’ın yaklaşık altmış yıllık birikiminin yer aldığı bu kitap, Fatih ve 
devri hakkında monografik bir eser. Fatih Sultan Mehemmed Han, İnalcık’ın daha önce 
muhtelif dillerde yayımlanmış makalelerinin yanı sıra yeni yazılarını da içeriyor.
Kitabın birinci bölümünde, Osmanlı ve Bizans (1302-1453) ilişkileri 
ve İstanbul’un fethi ele alınırken, fetih sonrası idare ve kurumlara dair
 yeni düzenlemeler, dönemin arşiv belgeleri ve kanunnameler ışığında inceleniyor. 
 Ayrıca Fatih dönemi mâliye idaresi ve imparatorlukta rayiç olan meskukat üzerinde 
 durulurken, birinci elden kaynaklar detaylı bir şekilde tahlil ediliyor. 
 İkinci bölümde ise, İnalcık’ın ilk defa bu eserde yayımlanacak olan yazıları da 
 yer alıyor. Halil İnalcık’ın “Fatih Sultan Mehmed” hakkında kaleme aldığı
  bu kapsamlı çalışma, zengin bibliyografyasıyla da araştırmacılar için eşsiz 
  bir kaynak niteliğindedir.











 Yazar: Onur İşçi & Samuel J.Hirst
 Yayınlanma Tarihi: 2025
 Yayınevi:  Kronik Kitap

 Onur İşçi ve Samuel J. Hirst tarafından kaleme alınan ve 
 2024 yılında Kronik Kitap etiketiyle yayımlanan 
 Kızıl Yıldız: Sovyetler Birliği Tarihi, 1917 Devrimi’nden 1991’deki
  dağılmaya kadar geçen süreci bütüncül bir yaklaşımla ele almaktadır. 
  Kitap, Sovyet deneyimini sadece kapalı bir ideolojik kutu olarak değil, 
  küresel kapitalizmin gelişimine paralel bir "geri kalmışlıktan kurtulma 
  ve modernleşme" çabası olarak okuyucuya sunar. Yazarlar, Sovyet rejiminin 
  sanayileşme, ekonomik kalkınma ve Batı ile rekabet etme motivasyonlarını 
  merkeze alırken, kuru bir siyasi kronolojinin dışına çıkarak dönemin ruhunu 
  yansıtan edebi eserlerden ve sanat akımlarından sıkça faydalanırlar. Eserin 
  yaklaşık yarısı sistemin temellerinin atıldığı ve toplumsal dönüşümün en sert 
  yaşandığı Stalin dönemine ayrılmış; sistemin inşası, İkinci Dünya Savaşı’nın 
  etkileri ve Soğuk Savaş’ın başlangıcı derinlemesine incelenmiştir. Sovyet 
  insanının gündelik yaşamını, umutlarını ve hayal kırıklıklarını da anlatıya dahil 
  eden kitap, SSCB’nin çöküşünü sadece başarısız bir ekonomiyle değil, küresel sisteme 
  entegrasyon çabaları ve içsel tıkanmalarla açıklar





















    Yazar: Ali Çimen
    Yayınlanma Tarihi: 2015     
    Yayınevi: Timaş Yayınları

   
insanlığın yaklaşık 100 bin yıllık serüvenini biyolojik varoluştan 
modern çağa kadar geniş bir perspektifle ele almaktadır. Kitap, 
akademik bir dilden ziyade bir hikâye anlatıcısı üslubuyla, tarihin 
karmaşık dönüm noktalarını genel okuyucunun anlayabileceği sade bir 
akışla sunar. Yazının icadı, kadim imparatorlukların yükselişi, dinlerin 
yayılması ve coğrafi keşifler gibi majör olayları neden-sonuç ilişkisi 
içerisinde işleyen eser; Rönesans, Reform, Fransız İhtilali ve Sanayi 
Devrimi gibi modern dünyayı şekillendiren kırılma anlarına odaklanır. 
İnsan doğasının değişmeyen hırslarını, savaşları ve barış arayışlarını 
merkeze alan Ali Çimen, olayları birbirinden kopuk parçalar olarak değil, 
birbirini tetikleyen bir zincirin halkaları olarak tasvir eder. Toplam 28 
bölümden oluşan eser, özellikle tarihi sevmeyen veya başlangıç yapmak isteyen 
okurlar için dünya tarihinin ana iskeletini hızlıca kavramayı amaçlayan popüler 
bir tarih çalışmasıdır.







    Yazar: Halil İnancık
    Yayınlanma Tarihi: 2023    
    Yayınevi: Kronik Kitap


Türk devlet geleneğinin Orta Asya’daki köklerinden başlayarak 
Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemine kadar uzanan idari yapısını 
derinlemesine inceleyen akademik bir eserdir. İnalcık’ın yıllarca 
verdiği ders notlarından ve titiz arşiv çalışmalarından süzülen kitap, 
devletin yönetim mekanizmalarını sadece kurum isimleriyle değil, bu 
kurumların arkasındaki felsefe ve işleyiş mantığıyla ele alır. Eser; 
merkez teşkilatı, taşra yönetimi, tımar sistemi, kul sistemi ve saray 
bürokrasisi gibi yapı taşlarını, Türklerin İslamiyet öncesi gelenekleriyle 
İslam medeniyetinden aldıkları unsurların nasıl harmanlandığını göstererek 
açıklar. Osmanlı klasik çağının yönetim kusursuzluğunu ve ardından gelen bozulma 
ve modernleşme (Tanzimat) süreçlerini teknik bir titizlikle sunan kitap, 
Türk idare tarihinin evrimini kavramak isteyen araştırmacılar ve öğrenciler 
için temel bir referans kaynağı niteliğindedir.






















    Yazar: Mark Manson
    Yayınlanma Tarihi: 2017
    Yayınevi: Butik Yayınları

Geleneksel kişisel gelişim kitaplarının "sürekli pozitif olma" 
dayatmasına karşı çıkan sarsıcı bir rehberdir. Kitap, mutluluğun her 
şeye iyi yanından bakarak değil, hayatın kaçınılmaz zorluklarını ve 
acılarını kabul edip onlarla başa çıkarak elde edilebileceğini savunur. 
Manson, insanların neye değer vereceklerini (neye "kafa takacaklarını") 
akıllıca seçmeleri gerektiğini; çünkü her şeyi önemsemenin sadece kaygı ve 
mutsuzluk getirdiğini vurgular. "Özel değilsiniz" ve "mutluluk bir sorundur"
gibi kışkırtıcı başlıklarla modern insanın kusursuzluk takıntısını 
eleştiren eser, gerçek başarının başarısızlıklardan ders çıkarmak ve 
sınırlılıklarımızı kabullenmekten geçtiğini anlatır. Kaba ama dürüst bir 
mizahla harmanlanmış olan bu çalışma, okuyucuyu sahte bir iyimserlik yerine, 
kendi değerlerini yeniden tanımlamaya ve hayatın sorumluluğunu tam anlamıyla 
üstlenmeye davet eden bir "yaşam manifestosu" niteliğindedir.














    Yazar: Luca Mazzucchelli
    Yayınlanma Tarihi: 2024
    Yayınevi: İş Bankası


sürdürülebilir bir değişim için devasa hamleler yerine mikro adımların 
gücünü temel alan bir kişisel gelişim rehberidir. Kitap, bireylerin 
bugünkü hallerinin son beş yılda edindikleri alışkanlıkların bir toplamı 
olduğu ve gelecekteki benliklerinin de bugünden itibaren atacakları küçük 
adımlarla şekilleneceği ana fikri üzerine inşa edilmiştir. Mazzucchelli, 
büyük hedeflere ulaşmaya çalışırken motivasyonun sık sık tükenmesine çözüm 
olarak, hedefleri her gün tekrarlanabilir ve yönetilebilir %1'lik birimlere 
bölmeyi öneren pratik bir yöntem sunar. Alışkanlıkları "kimliği ve başkalarının 
hakkımızdaki düşüncelerini şekillendiren görünmez bir güç" olarak tanımlayan 
yazar; sigara içmekten egzersiz yapmaya, sosyal medya kullanımından sağlıklı 
beslenmeye kadar her türlü davranışın bu yenilikçi metotla incelenip 
iyileştirilebileceğini savunur. Eser, karmaşık psikolojik süreçleri kolayca 
uygulanabilir eylemlere dönüştürerek, okuyucuyu anlık ve geçici motivasyonlar 
yerine zihinsel disiplinle kalıcı bir refaha ulaştırmayı hedefler..


















    Yazar: Doğan Cüceloğlu
    Yayınlanma Tarihi: 2023
    Yayınevi: Kronik Kitap

Yazarın gazeteci Deniz Bayramoğlu ile gerçekleştirdiği söyleşilerden 
oluşan bir hayat rehberidir. Kitap, seksen yılı aşkın bir ömrün birikimini; 
"Hayatın anlamı nedir?", "İnsan kendini nasıl geliştirir?" ve 
"Umutsuzluk nasıl aşılır?" gibi temel varoluşsal sorular etrafında 
şekillendirir.Cüceloğlu, hayatın bir "keşif yolculuğu" olduğunu savunarak 
bireyin önce kendi özünü ve potansiyelini tanıması gerektiğini vurgular. 
Eserin merkezinde, Türkiye’deki baskın "korku kültürü"ne karşılık, güven ve 
sevgi temelli bir "değerler kültürü" inşa etme önerisi yer alır. Yazara göre 
gerçek bir ekip bilinci ve sağlıklı bireyler ancak sorumluluk alabilen, 
hatalarından ders çıkaran ve "biz" bilinciyle hareket eden kişilerle 
mümkündür. 14 farklı bölümden oluşan bu çalışma, sadece teorik psikoloji 
bilgileri sunmakla kalmaz; yazarın kendi yaşamından samimi örnekler ve 
gençlere yönelik mentorluk niteliğinde pratik tavsiyelerle dolu bir 
"iyi yaşam" manifestosu sunar.














  Yazar: Doğan Cüceloğlu
  Yayınlanma Tarihi: 2021
  Yayınevi: Kronik Kitap

Güçlü Bir Yaşam İçin Öneriler, yazarın gazeteci Deniz Bayramoğlu 
ile gerçekleştirdiği bir nehir söyleşi kitabıdır. Seksen yılı aşkın 
bir ömrün ve elli yıllık bir akademik birikimin süzgecinden geçen eser, 
bir insanın "kendi olma" yolculuğunda karşısına çıkan temel varoluşsal 
sorulara yanıt arar. Cüceloğlu, hayatın anlamını bulmanın ancak kişinin 
kendi iç dünyasını keşfetmesi ve özüyle barışmasıyla mümkün olduğunu 
savunurken; bireyin karakterini inşa etmesi, zorluklarla başa çıkma 
becerisi kazanması ve "el âlem ne der" hapishanesinden kurtulması üzerine 
pratik öneriler sunar. Eserin ana omurgasını, Türkiye’deki "korku kültürü"ne 
karşı "değerler kültürü"nü inşa etme gerekliliği oluşturur; yani dıştan 
denetimli bir yaşam yerine, içten denetimli ve sorumluluk alan bir birey 
olmanın önemi vurgulanır. Eğitimden evliliğe, dostluktan yalnızlığa kadar 
geniş bir yelpazeyi kapsayan bu çalışma, okuyucuyu sadece bir başarı hikâyesine 
değil, "anlamlı ve coşkulu bir yaşam" sürmeye davet eden samimi bir bilgelik 
manifestosu niteliğindedir.








Web hosting by Somee.com